İş Görüşmesi

is-gorusmesi

Şimdi yazının başlığını okuyup da “Bize iş görüşmelerinde yapılması gerekenlerle ilgili bilgiler verecek” diye düşünenler yanılıyor. Bildiğiniz gibi yazılarım bilgi vermek gibi bir amaç taşımıyor hiçbir zaman (hepi topu da üç dört tane yazı yazdım, hemen havaya girmişim). Benim derdim anılarımı paylaşırken, okuyanları da biraz olsun güldürmek. O yüzden kimse, “Görüşme için gittiğiniz şirketi önceden araştırın”, “Takım çalışmasına yatkın olduğunuzu vurgulayın” gibi klişelerden bahsetmemi beklemesin. O tip bilgiler için LinkedIn veya kariyer.net gibi siteleri kullanabilirsiniz.

Bu arada tavsiye beklemeyin diyorum, zira daha iş görüşmesi yaparak bir işe girmişliğim de yok. Bunun ana nedeni çok iş değiştirmemiş olmam olabilir tabi. Karpuzcuda ve babamın elektrikçi dükkanında çalıştığım dönemleri saymazsak, hepi topu üç ayrı iş yerinde çalıştım. Tuhaf bir şekilde bunların üçüne de iş görüşmesi yapmadan girdim.

ODTÜ Kimya Mühendisliği’nde okurken, 3. sınıfın yazında zorunlu staj yapmam gerekiyordu. Ankara’da çok bir fabrika olmadığı için hedefimi İstanbul olarak koyup, ailemizin İstanbul temsilcisi olan abime bağlandım, derdimi anlattım. O da bir arkadaşını arayarak staj ayarlamaya çalışacağını söyledi. Şu tesadüfe bakın ki abimin arkadaşı, fabrikanın İnsan Kaynakları Müdürü çıktı. Üstelik kızcağız diğer şirket çalışanlarının tanıdıklarına staj ayarlamaktan bıkmış, “Ulan bir de benim bir tanıdığım staj istesin” diye düşünüyormuş tam abim aradığında. Neyse, ben bu sayede yaz stajımı yaptım orada. O dönemde çok excel bilen yok, İngilizce’ye de herkes hakim değil. Ben de bunları iyi bilmemin yanında biraz da sosyalliğimi kullanarak kendimi sevdirip, mezun olunca da hop diye giriverdim işe. Aslında çok da hop diye olmadı. Önce biraz kendi çapımda iş aradım.

O zamanlar internet siteleri yoktu, genellikle Hürriyet’in İK ekini kovalardı insanlar iş aramak için.

is-gorusmesi-3

Ben de aynı yöntemle, ismi lazım değil bir Kimya şirketinin Ar-Ge Mühendisi ilanını görüp, yaptım başvurumu. Sağ olsunlar aradılar, randevu verdiler. Bir sayfayı zar zor dolduran CV’mi aldım, üniversite mezuniyet gecemde giydiğim takım elbisemi giydim, aynı gece taktığım kravatımı taktım (zira başka takım elbisem ve kravatım yoktu) ve düştüm Gebze yollarına.

İnsan Kaynakları Müdürü olan kız karşıladı beni, bir iki hoş beşten sonra da CV’min üzerinden geçmeye başladı. Tamam kalın bir CV değil. ODTÜ mezunu olmam ve hatırı sayılır bir şirkette staj yapmış olmam dışında bir içeriği yok.

Ama yine de ilk yorumun doğum tarihimle ilgili olmasını da beklemiyordum hani.
“Ooo, 22 Ocak doğumlusunuz”
“E-e-evet” (Bu Allah Allah ne alaka demek aslında)
“Kova burcusunuz yani”
“Eve-e-t” (Bu seferki ise du bakalım muhabbet nereye gidiyor demek)
“Yükseleninizi biliyor musunuz?”
“Yükselenimi mi? Maalesef bilmiyorum”
“Neyse”

is-gorusmesi-2

Neyse mi? Tamam neyse de acaba geçtim mi kaldım mı? Ulan hiç de çalışmadığım yerden sordu be kardeşim. Bana takım çalışmasına yatkın mısın, bilgisayarı iyi kullanır mısın, İngilizcen nasıl falan gibi sorular sorarlar demişlerdi. Yükselen nerden çıktı? Bu arada o son “neyse” sırasında kızın yüzünde müstehzi bir gülümseme oluştu (Bu kelimeye de hastayım. Tam Sıla şarkısı ismi. “Müstehzi Sevişmeler”. Yakında albümüne koyarsa şaşırmayın).

İK’cı kız muhabbeti daha da fazla uzatmadı. Bana beklememi, birazdan Genel Müdür ile görüşeceğimi söyledi. Haydaaa. Abi alt tarafı yeni mezun bir mühendis alacaksınız, Genel Müdür nerden çıktı? Yok mu bir Kalite Güvence, bilemedin Fabrika Müdürü falan? Benim okul müdürleri dışında tanıdığım müdür yok doğru dürüst. Hele Genel Müdür hiç görmemişim o ana kadar. Staj yaptığım yerdeki Genel Müdür’den tövbe haşa Allah gibi bahsediliyordu. Zaten ilk iş görüşmesi olmasının verdiği bir heyecan vardı, şimdi on katına çıktı anasını satayım.

Bu arada beklediğim alan geniş bir lobi. Üst kattan aşağı dönerek inen bir merdiven var tam ortada. Ben full heyecan, biraz daha bekledikten sonra, İK’cı kız yüzünde aynı gülümseme ile geldi yanıma; “Genel Müdür’ümüz şimdi geliyor” dedi. Acaba kızın normal gülümsemesi mi böyle diye düşünmeye başlamışken Genel Müdür merdivenlerden koşa koşa, döne döne, enerji tavan yapmış şekilde inmeye başladı. Kıvırcık saçlı, yuvarlak gözlüklü, uzun boylu, kareli gömleğinin kollarınızı kıvırmış bir adam geldi yanıma.

“Ooo Kova burcusun demek”

is-gorusmesi-5

Kuvvetli bir el sıkma, enerjik bir “Merhaba” sonrasında aldı eline CV’yi ve onun da bismillahı burcum oldu.

“Ooo Kova burcusun demek. Ar-Ge için biçilmiş kaftan” dedi kıvırcık Genel Müdür.

Arkadaş nereye düştük? Lan kamera şakası falan değildir inşallah diye düşünmeye başladım. Kimya şirketi diye geldik başka bir şey çıktı. Yoksa sahibi Rezzan Kiraz mı şirketin? Ya da ne bileyim Medyum Memiş ortaklardan mı?

“Yükselenini biliyor musun?” dedi Genel Müdür ve anlaşıldı bizim İK’cı kızın manalı gülümsemesinin sebebi (belli ki tuhaf bir zevk alıyor bu durumdan). Salak karı, madem bu kadar önemli, söyleseydin de, beklerken öğrenseydim ya doğum saatimi annemi arayıp. Genel Müdür de benimle aynı şeyi düşünüyormuş ki devam etti, benden bilmiyorum cevabını alınca:

“Önemli değil, ara anneni öğren doğum saatini”
Çevirdi masadaki telefonu önüme (cep telefonu bu kadar yaygın değil o zamanlar):
“Sıfırla alıyorsun hattı.”

Yav tamam alıyım hattı almasına da anneme ne diyeceğim?
“Anneciğim, ben iş görüşmesindeyim de, kıvırcık Genel Müdür bey doğum saatimi öğrenmek istiyor.”

“Oğlum eğlenme benimle, yemek yapıyorum şimdi. Oyalama beni, baban sinirlenir yemek gecikirse” gibi bir cevap almam muhtemel. Hadi bir şekilde anlattım durumu, kadıncağız doğum saatimi nerden hatırlayacak. Muhtemelen “Yatsı namazı daha okunmamıştı” falan diyecektir.

is-gorusmesi-6

Neyse, ben tabi ışık tutulmuş tavşan gibi mala bağlayıp çevirdim evin telefonunu. Allah korudu da telefon çaldı ama açan olmadı.

“Maalesef açmıyor annem” dedim ezik ezik.

“Önemli değil, öğrenir öğrenmez ara beni” deyip kartını verdi. “Ben senin yükselenine göre yıldız haritanı çıkartacağım. Sonra da bu iş için uygun musun, değil misin anlayacağım.”

Arkadaş şunu söylesenize baştan, gelmeden öğrenelim. Ya da direkt ilana yazsanıza:

  • Üniversitelerin Mühendislik Fakültelerinden Mezun
  • İyi Derecede İngilizce Bilen
  • Kova Burcu, Yükseleni Başak Olan Adaylar Tercih Sebebidir, diye.

Sanıyorum Gebze’den İstanbul’a kadar koşarak uzaklaştım ordan, bir daha da ne aradım ne sordum.

Bu arada staj yaptığım firmadan iş aradığımı öğrenmişler, çağırdılar. Bazı prosedürlerin İngilizce’den Türkçe’ye çevrilip, bilgisayara girilmesi gerekiyormuş. İstersen bizde başla, iş bulursan gidersin, zaten bu iş de geçici dediler. Henüz askerliğimi yapmadığım için, taşeron firma üzerinden başladım çalışmaya. Başlayış o başlayış. İki aylık geçici iş, bir yıl sürdü. Arada askere gitmek için ara verdim, dönüşte de başka bir pozisyona kadrolu olarak girdim ve 16 yıl aralıksız çalıştım orda.

Bir Paket ve Teklif

Aday olarak veya işe eleman almak için sayısız iş görüşmesi yapma şansım oldu. Bana iki saat kendimi anlattırıp, “Aslında biz senin kadar tecrübeli birini aramıyorduk, CV’den de anlamıştık” diyen ahlaksızlar da gördüm, “Ben ceketimi çıkartırım ama sen aday olduğun için çıkartamazsın” diyen terbiyesizler de. Kafasında bandana ile görüşmeye gelen aday da gördüm, “let’s continue in English” diyen ukala İK uzmanını, Prens Charles gibi konuşarak ezene de rastladım (bu arada kızın CV’sinde iki yıl İngiltere’de master yaptığı yazıyordu zaten). Hatta SkyPe üzerinden altımda şort, üstümde gömlek-ceket görüşme bile yaptım. Ama bunca iş görüşmesi içinde en önemlisini, daha çalışma hayatımın en başında yapmıştım, hem de hiç farkında olmadan.

Yukarıda bahsettiğim, önceleri geçici denilen iş (biraz da benim gösterdiğim performans ile), kalıcı bir pozisyona dönüşmüştü. “Sen askere giderken yerine birini alalım” dediler ve iş görüşmelerine İnsan Kaynakları Müdürü ile beraber girmemi istediler. Bir kaç kişi ile görüştükten sonra, kıvırcık saçlı, çıtı pıtı, güzel bir kız geldi görüşmeye. Hem biz onu sevdik, hem de o bizi. Bir paket teklif ettik, o da kabul etti ve benim yerime işe başladı.

Bir kaç yıl sonra ona yine bir paketle başka bir teklif yaptım. Bu seferki paketin içinde bir yüzük olacağını ve benim de teklifi dizlerimin üzerinde yapacağımı o zamanlar hiçbirimiz tahmin edemezdik.

is-gorusmesi-8

İnsan her iş görüşmesinde yanlış kıvırcık ile karşılaşmıyor. Ve iş görüşmesi bazen bilmeden eş görüşmesi olabiliyor işte…

is-gorusmesi-9

 

Mehmet Emin KIZILKAYA

05.11.2017 22:00

 


Görsel Kaynaklar:

<a href='https://www.freepik.com/free-vector/wedding-stick-figure-
couple_761868.htm'>Designed by Freepik</a>
<a href='https://www.freepik.com/free-photo/crazy-businessman-
worried-expression_1031367.htm'>Designed by Freepik</a>
<a href='https://www.freepik.com/free-photo/afro-man-
holding-vintage-key_1201339.htm'>Designed by Freepik</a>
<a href="https://www.freepik.com/free-vector/hiring-concept_
1250623.htm">Designed by Freepik</a>

 


“Mac Kurtuldu” bilmecesinin cevabı: Mac = (Macgyver dizisinden – belki hatırlayanlar vardır – bu bilmeceyi vaktiyle hiç kaçırmadığım dizinin bir bölümünden aldım). Mac bir odaya kilitlenmiştir.  Ölmemek için o odadan kaçması gerekmektedir.  Anahtar deliğinden bakar, anahtar hala kilidin içerisinde, kapının onun olmadığı tarafındadır yani kilitleyenler kapıyı kilitlemişler ama anahtarı kapı üzerinde bırakmışlardır.  Odada gazete bulur (dizinin konusu buydu; MacGyver zor durumlardan ufak eşya ve icatlarla kurtulurdu).  Cebindeki çakısını çıkarır (yanında genelde çakısı olurdu) ya da siz bu bilmeceyi sorarken isterseniz odada bir şiş veya tığ bulur da diyebilirsiniz.   Neyse gazeteyi açar ve kapının alt aralığından dışarı doğru çıkarır.  Şiş, çakı v.b. ile kilitteki anahtarı içeriden dışarıya ittirerek gazete kağıdının üzerine düşürür ve hala ucu içeride olan gazeteyi içeriye çeker, anahtar da birlikte gelir. Kapıyı açar ve gider. 

Off çok uzun oldu 🙁 ama güzel bölümdü ki unutmamışım. 


 

CEVAP VER

GÜVENLİK KODU *